Çalışan Sağlığı ve Güvenliği Daire Başkanlığı iş sağlığı ve güvenliğine neler getiriyor?

Bilindiği üzere, Sağlık Bakanlığı Bağlı Kuruluşları Hizmet Birimlerinin Görevleri İle Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik 7/3/2012 tarih ve 28226 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmişti. 22.03.2012 tarihinde Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun (THSK) yayınladığı 2012/85’nolu yönerge ile THSK’ya bağlı başkanlıkların görevleri tanımlandı.

Görevleri tanımlanan başkanlıklardan biri de Çalışan Sağlığı ve Güvenliği Daire Başkanlığı. Yönetmelikteki ifadelerden iş sağlığı ve güvenliği alanında Sağlık Bakanlığı tarafından da etkin bir sürece girileceğini tahmin ederek beklediğimiz ve yönergeyle açıklanan görevler gerçekten de yeni dönemde önemli değişikliklerin bizi beklediğini müjdeliyor gibi.

Konuyla ilgili görüşlerimi ifade etmeden önce Çalışan Sağlığı ve Güvenliği Daire Başkanlığı’nın yönergede tanımlanan görevlerini buraya aktarmak istiyorum:

 

a) Çalışanların sağlığının korunması amacıyla, gerekli araştırma, geliştirme ve denetim hizmetlerini ilgili kuruluşlarla işbirliği içinde yürütmek.

b) Çalışanların sağlığı hizmetlerinin iyileştirilmesi amacıyla, ulusal veya uluslararası düzeyde pilot çalışmalar yapmak ve ortak projeler geliştirerek uygulamak.

c) Uluslararası ve ulusal (resmi kuruluşlar, üniversiteler, yerel yönetimler, meslek kuruluşları, sivil toplum örgütleri, işçi ve işveren kuruluşları, özel sektör vb.) kurum ve kuruluşlarla koordinasyon ve işbirliği sağlamak.

d) Meslek hastalıkları ve iş kazalarının önlenmesi veya azaltılması konusunda araştırma ve denetim hizmetlerini planlamak ve ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içerisinde gerekli tedbirleri aldırmak.

e) Çalışanlara yönelik mobbingin ülke düzeyinde izlenerek, izlem sonuçlarının değerlendirilmesini, programlar hazırlanmasını ve uygulanmasını sağlamak.

f) İlgili mevzuatla verilen görevler kapsamanda iş sağlığı alanında hizmet veren kurum ve kuruluşların denetimini yapmak veya yaptırmak.

g) Kurum personelinin iş sağlığı ve güvenliği konularında izleme ve eğitim hizmetlerini yürütmek.

h) Faaliyet alam ile ilgili yabancı dilde bilimsel kaynaklann çevirisini yapmak veya yaptırmak, lüzumu halinde ve gerekli koşulların sağlanması kaydıyla bu kaynakların
basımını ve ilgili yerlere dağıtımını sağlamak.

i) Meslek hastalığı tamsı koymakla yetkili sağlık kurumlarıyla koordineli çalışmalar yapmak.

j) İşyeri hekimliği ile ilgili faaliyetleri yürütmek. Toplum sağlığı merkezlerinin işyeri hekimliği hizmeti sunması için gerekli çalışmaları yapmak.

k) Sağlık çalışanlarının iş sağlığı ile ilgili farlondalığınm artırılması için eğitim programları hazırlamak/hazırlatmak ve yürütülmesini sağlamak.

1) Faaliyet alanları ile ilgili eğitim, sempozyum, panel, çalıştay, seminer vs. etkinlikleri düzenlemek ve düzenlenen ulusal ve uluslararası etkinliklere katkı sağlamak.

m) Görev alam ile ilgili olarak Başkanlık tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmek

 

Sağlık Bakanlığı yeni dönemde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlık tarafının

 

  1. İçerik (döküman, eğitim, çeviri, panel, vb) oluşturucusu
  2. Hizmet vericisi (TSM ile)
  3. Denetçisi (işyeri hekimlerinin, OSGB’lerin, eğitim kurumlarının ya da resmi ya da özel sağlıkla ilgili hizmet sağlayıcı kurumların)

 

….olmayı hedefliyor bu durumda.

 

Yerinde bir karar. Eğer, ilgili daire, görev tanımındaki unsurların her birini hakkıyla yerine getirirse iş sağlığı ve güvenliği alanında

  1. Tanımlanmasında geç kalınan ya da eksik kalınan pek çok parametrenin güncel tanımlanması mümkün olabilir. Örneğin, pnömokonyozlarla ilgili kristal silika maruziyetinin tek modern tanımı yalnızca yeraltı yerüstü maden ve tünel işleri için çıkarılan yönetmelikte vardır, o da güncel sağlık tartışmalarının gerisinde bir eşik sınır değer ile tanımlanmıştır. Oysa, toprağın olduğu her yerde kristal silika, yani pnömokonyoz olasılığı var demektir. Sağlık bakanlığının konuya el atması ile öncelikle bu eksik ve tarihte kalmış tanımlamaların yapılmasını ve sınır değerlerin güncellenmesini umuyorum. Ki böylece önlemler ve takip ile ilgili prosedür de peşi sıra ve daha sağlıklı, tutarlı olarak gelebilsin.
  2. İşyeri hekimleri yıllardır tıp camiasının bilimsel olarak en vasat kesimini oluşturmaktadır. İşverenin arzusu, bakanlığın denetim eksikliği ile birleşince ortaya işyeri hekimliğini reçete doktorluğuna indiren bir süreç çıkmıştır. Eğitim ve dökümanlarla zenginleştirilmiş bir ortamın peşi sıra yapılan denetimler işyeri hekimlerini “sallayacak”tır.
  3. Tüm bunlar için Sağlık Bakanlığı’na bağlı çalışan sağlığı müfettişleri gerekmekecektir tabi ki. Tıpkı, ambülans firmalarının Sağlık Bakanlığı’nın ilgili birimlerince denetlenmesi gibi, işyeri hekimleri ve OSGB’ler ve ilgili diğer kurumlar bakanlığın kapsamına giren konularda ve uygun denetçilerle denetlenebilmelidir. Aksi taktirde, sorunla muhatab bakanlığın değişmesi mevcut durumu değiştirmeyecektir.
  4. Bakanlığın yapmak istediği araştırma geliştirme faaliyetlerinin en önemli verisi olacak işyeri hekimlerinin sağlık kayıtlarının ayrıntılı olarak alınması ve sevk zincirinin aktif ve etkin kullanımı olmazsa bakanlığın çalışmaları teorik olmaktan öteye gidemeyecektir. Bunun için de işyeri hekimlerinin yetkilendirilmiş aile hekimi olarak değil ama, “yetkilendirilmiş sağlık bakanlığı veri sistemi girişçisi” olması gibi basit bir yöntemle mantıklı ve pratik yöntem yeterli olacaktır.

İlk aklıma gelenler şimdilik bunlar. Hadi hayırlısı…

 

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu; 2012-85 nolu yönerge

 

 

 

 

Tags: ,

 
 

Share this Post



 
 
 
 
Add Comment Register



Leave a Reply